Başvuranların farklı olması
durumunda BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma grubuna yapılan başvuru AİHM önündeki
başvuruyla “büyük ölçüde aynı” başvuru sayılabilir mi?
Tutuklulukla ilgili başvurularda
AİHM’in yavaşlığından ve giderek artan usulü engellerden usananlar AİHM’in yanı
sıra Birleşmiş Milletlerin özel usullerinden olan Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna
da (Çalışma Grubu) başvurmak istiyorlar. Oysa, aynı anda iki uluslararası mercie
başvurmak AİHS 35/2 (b)’de yer alan “b) Başvuru, Mahkemece daha önce
incelenmiş ya da uluslararası diğer bir soruşturma veya çözüm merciine daha
önceden sunulmuş bir başka başvuruyla esasen aynı olup yeni olgular
içermiyorsa. " hükmü kapsamında kabul edilemezlik sebebidir. AİHM bu durumu uluslararası usullerin çokluğu
olarak tanımlamaktadır (plurality of international procedures) (OAO Neftyanaya
Kompaniya Yukos/Rusya, no. 14902/04, 20 Eylül 2011).
Bilindiği gibi, Çalışma Grubu
önündeki başvurular acil çağrı şeklinde veya bireysel başvuru şeklinde yapılabiliyor,
başvuran ya da bu çağrıyı yapan her iki durumda herhangi bir kişi veya sivil
toplum kuruluşu olabilir. Asıl amaç keyfi bir özgürlük ihlaline son vermek. Peki
bu durumda, başvuranlar farklı ise AİHM yine de başvuruyu reddeder mi? Başvurular
bu durumda da “büyük ölçüde aynı” başvuru sayılır mı? Illiu ve diğerleri/Belçika
(AİHM, (kabul edilemezlik), no. 14301/08, 19 Mayıs 2009)kararında, AİHM
başvuranlar farklı olduğu için önündeki başvuruyu incelemeye devam etmiştir. Bu
davada, Çalışma Grubuna başvuran çocuk hakları alanında çalışan bir sivil
toplum örgütüdür. AİHM burada başvurunun acil çağrı kapsamında yapıldığını ve
bu nedenle inceleme kapsamının daha sınırlı olduğunu belirtmiştir. Ama bu her durumda başvuranlar farklı ise AİHM
dosyayı incelemeye devam edecek anlamına gelir mi? Bunun cevabı, açık bir şekilde “hayır” olmalıdır.
Burada acil çağrı üzerine Çalışma
Grubunun harekete geçtiği durumları ayrı tutmak gerekir. Bu durumda sonuçta
normal olarak bir görüş (opinion) verilmeyecek, yani tutuklamanın keyfi olup olmadığı
yönünde ineleme sonucu verilmiş bir karar almayacaktır. Hatta, acil çağrı başlatılan her durumda illaki
keyfi tutukluluk kararı verecek sonucuna da varılamaz.[1]
Acil çağrı ile başlayan prosedürde de sonuçta tutukluluğun keyfi olup
olmadığını inceleyebilir. Bu durumda olağan usule “regular procedure” dönmüş
bir başvurudan bahsedilebilir. Yukarıda anılan Illiu/Belçika kararında Sivil
toplum örgütü acil çağrı yapmıştı ve bu başvuru olağan usule, daha açıkçası
bireysel başvuruya dönüşmemişti.
Konuya ilişkin AİHM kararlarına
bakmaya devam edersek, öncelikle Folgero/Norveç kararına değinmek gerekir. Bu dosyada
yerel mahkeme sürecinde birden çok başvuran beraber hareket ediyor. İç hukuk
yolları tükenince bunların bir kısmı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesine
giderken somut olaydaki başvuran AİHM’i tercih ediyor. Konu aynı olsa da başvuranlar
farklı. Yani, AİHM önündeki dosyalar farklı kişilere ait. Dosyaların aynı olmadığını, başvuruya konu
kararların aynı kişiler hakkında verilmiş karar olmadığını vurgulamak gerekir. Bu durum tek başına bize sorunun cevabına ilişkin ip ucu veriyor.
AİHM Peraldi /Fransa kararında da ((dec.), no.
2096/05, 7 Nisan 2009) başvuranın kardeşinin ondan habersiz Çalışma Grubuna yaptığı başvuru nedeniyle önündeki
başvuruda kabul edilmezlik kararı vermişti.
Buna ilişkin olarak Kutluk ve diğerleri
(AİHM, no. 53980/10,10.06.2014) kararını da hatırlamak gerekir. Burada
da başvuranlar aynı kişiler değil, BM’ye başvuruyu akrabaları yapmış. Bu dosyalarda
AİHM başvuruları kabul edilemez bulmuş. AİHM bu dosyaların aynı olup olmadığını incelerken
Çalışma Grubu tarafından zaten karar verilmiş olduğu için, başvuruların
konusunun esas bakımından aynı olup olmadığı yönünden irdelemiştir. Bu bakımdan başvuranların
farklı olması durumunda da “esasen aynı” başvuru sayılıp sayılmadığı bu kabul edilmezlik
kararında tartışma konusu yapılmamıştır.
Martin ve diğerleri/İspanya kararında,
ILO önünde yapılan başvuruyu Sendika yapmış olmasına rağmen başvuruya konu olayın
ilgili olduğu 23 kişinin aynı zamanda AİHK (11 nolu protokolden önce AİHM’in
yanı sıra başvuruları inceleyen, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu) önündeki dosyadaki
başvuranlar olması nedeniyle başvuru kabul edilemez bulunmuş. Burada ILO
önündeki başvuruyu yapan sendikanın başvuranları temsil yetkisi bulunuyordu ve
başvurun konusu tam da AİHM önündeki başvuranların işlerinden çıkarılmasına
ilişkindi. Bu konuda Council of Civil Service Unions ve diğerleri /İngiltere (no
11603/85, Dec 20 1 87, D R 30 paras. 228, 237) başvurusunda sendikanın yaptığı başvuru aynı başvuru gerekçesi sayılmamış, aynı şekilde Eğitim ve Bilim Emekçileri
Sendikası/ Türkiye başvurusunda başvuranlar farklı olduğu için ILO önündeki
başvuruyu kabul edilmezlik gerekçesi yapmamıştır. Çelişkili gibi görünse de
ikinci kararlarda başvuranların menfaatinin farklı olduğu ve başvruların esasen
tam olarak aynı olmadığını belirtmiştir. Esaslı ölçüde aynı olma kriterinin
başvuruların konusu yakından incelenerek belirlenmiş, başvuruyu kendileri adına
mı onları temsilen mi yaptıkları dikkate alınmıştır. Sendikaların yaptığı başvurunun kollektif çıkarları koruma amacı güttüğü değerlendirilmiş, başvuruya konu olayı ilgilendiren kişilerin AİHM'e başvuru yapan kişilerle birebir aynı olup olmaması dikkate alınmıştır.
İki farklı mercideki başvurulara
dair kafa karışıklığına yol açabilecek hususları AİHM en son Kavala kararında
irdelemiştir (Kavala/Türkiye, no. 28749/18, 10 Aralık 2019). Bu kararla konu
biraz daha netlik kazanmış diyebilirim. Öncelikle, Çalışma Grubu önündeki prosedürün BM İnsan
Hakları Komiseri tarafından başlatılan özel prosedürlerden olduğu belirtilmiş. Çalışma Grubunun önündeki keyfi tutukluluk
iddiasına ilişkin olarak görüş vermekle sonuçlanacak “regular procedure’ olarak
adlandırılan olağan prosedürün henüz başlatılmadığını belirtmiş. Bunlara
ilaveten, Çalışma Grubuna yapılan başvurunun başvuranın kendisi veya yakın aile
bireyi tarafından yapılmadığı veya onların böyle bir usule katılmadıklarını
belirtmiştir. Sonuç olarak, iki uluslararası kuruluşa başvuranlar aynı olmadığı
için başvuruların konusunun esasen aynı olmadığını belirtmiş ve başvuruyu
esastan incelemiştir.
Sonuç
olarak, konusu aynı başvuru hem AİHM’e hem de AİHM’in Peraldi /Fransa
kararında (yukarıda anılan) AİHS 35/2(b) anlamında “uluslararası diğer bir
soruşturma veya çözüm merci” kabul ettiği Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna kendisinin
veya aile bireyleri tarafından götürülmüşse ve özellikle Çalışma
Grubu AİHM’den önce karar verirse, AİHM önündeki başvuruyu Sözleşmenin 35/2(b) maddesine
göre kabul edilemez bulacaktır. Başka biri tarafından yapılan başvuru da sonucu
değiştirmeyecektir. Özellikle Sivil toplum kuruluşları tarafından başlatılan ve
sadece acil çağrı kapsamında yapılan başvurular buna istisnadır. Şunu da unutmamak
gerekir ki acil çağrıyla başlayan bir başvuruyu da Çalışma Grubu sonradan
olağan usulle inceleyebilir.
Başvurun
ilk olarak hangi mercie yapılmış olması, Çalışma Grubunun AİHM’den önce şikâyeti
karara bağlayıp bağlamadığı da önemlidir. AİHM’den sonra Çalışma Grubuna başvursanız
ve AİHM karar verene kadar ikinci yaptığınız BM başvurusu ele alınmazsa AİHM
başvurusu yönünden risk oluşturacak bir durum oluşmaz. Ancak BM Çalışma Grubu başvurusu daha sonra yapılmış
olmasına rağmen başvuruyu daha önce ve olağan usulle incelerse, başvuruyu kim
yaparsa yapsın AİHM başvurusu yönündün büyük oranda kabul edilmeme riski
vardır.
Belirtmek
gerekir ki BM önündeki prosedürler sadece Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuyla
sınırlı değildir. Ağır insan hakları ihlal iddiaları için özel raportörlere
başvuru gibi yöntemlere de başvurulabilir. Bu yöntemlere başvurulduğunda, bireysel
başvuru yerine, raporlama yapılması sağlanabilirse AİHM önündeki başvurunun
reddine neden olmayacaktır. Yani yargısal veya yargısal benzeri nitelikte olmayacak şekilde
soruna yaklaşacak usuller izleyen başka çözümler de vardır. Bireysel başvuru niteliğindeki farklı uluslararası
kuruluşlara ikiz başvuru, özellikle AİHM bakımından dosyanın kabul edilmez bulunmasına
neden olabilecektir.
[1] Engaging with the Working Group on Arbitrary Detention, https://www.refworld.org/pdfid/5be2c90a4.pdf, s.6.