15 Nisan 2021 Perşembe

Haksız Tutukluluk için aynı anda AİHM ve BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna Başvuru (başvuranların farklı olması durumu)

 

Başvuranların farklı olması durumunda BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma grubuna yapılan başvuru AİHM önündeki başvuruyla “büyük ölçüde aynı” başvuru sayılabilir mi?

Tutuklulukla ilgili başvurularda AİHM’in yavaşlığından ve giderek artan usulü engellerden usananlar AİHM’in yanı sıra Birleşmiş Milletlerin özel usullerinden olan Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna da (Çalışma Grubu) başvurmak istiyorlar. Oysa, aynı anda iki uluslararası mercie başvurmak AİHS 35/2 (b)’de yer alan “b) Başvuru, Mahkemece daha önce incelenmiş ya da uluslararası diğer bir soruşturma veya çözüm merciine daha önceden sunulmuş bir başka başvuruyla esasen aynı olup yeni olgular içermiyorsa. " hükmü kapsamında kabul edilemezlik sebebidir.  AİHM bu durumu uluslararası usullerin çokluğu olarak tanımlamaktadır (plurality of international procedures) (OAO Neftyanaya Kompaniya Yukos/Rusya, no. 14902/04, 20 Eylül 2011).

Bilindiği gibi, Çalışma Grubu önündeki başvurular acil çağrı şeklinde veya bireysel başvuru şeklinde yapılabiliyor, başvuran ya da bu çağrıyı yapan her iki durumda herhangi bir kişi veya sivil toplum kuruluşu olabilir. Asıl amaç keyfi bir özgürlük ihlaline son vermek. Peki bu durumda, başvuranlar farklı ise AİHM yine de başvuruyu reddeder mi? Başvurular bu durumda da “büyük ölçüde aynı” başvuru sayılır mı? Illiu ve diğerleri/Belçika (AİHM, (kabul edilemezlik), no. 14301/08, 19 Mayıs 2009)kararında, AİHM başvuranlar farklı olduğu için önündeki başvuruyu incelemeye devam etmiştir. Bu davada, Çalışma Grubuna başvuran çocuk hakları alanında çalışan bir sivil toplum örgütüdür. AİHM burada başvurunun acil çağrı kapsamında yapıldığını ve bu nedenle inceleme kapsamının daha sınırlı olduğunu belirtmiştir.  Ama bu her durumda başvuranlar farklı ise AİHM dosyayı incelemeye devam edecek anlamına gelir mi?  Bunun cevabı, açık bir şekilde “hayır” olmalıdır.

Burada acil çağrı üzerine Çalışma Grubunun harekete geçtiği durumları ayrı tutmak gerekir. Bu durumda sonuçta normal olarak bir görüş (opinion) verilmeyecek, yani tutuklamanın keyfi olup olmadığı yönünde ineleme sonucu verilmiş bir karar almayacaktır. Hatta, acil çağrı başlatılan her durumda illaki keyfi tutukluluk kararı verecek sonucuna da varılamaz.[1] Acil çağrı ile başlayan prosedürde de sonuçta tutukluluğun keyfi olup olmadığını inceleyebilir. Bu durumda olağan usule “regular procedure” dönmüş bir başvurudan bahsedilebilir. Yukarıda anılan Illiu/Belçika kararında Sivil toplum örgütü acil çağrı yapmıştı ve bu başvuru olağan usule, daha açıkçası bireysel başvuruya dönüşmemişti.

Konuya ilişkin AİHM kararlarına bakmaya devam edersek, öncelikle Folgero/Norveç kararına değinmek gerekir. Bu dosyada yerel mahkeme sürecinde birden çok başvuran beraber hareket ediyor. İç hukuk yolları tükenince bunların bir kısmı Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesine giderken somut olaydaki başvuran AİHM’i tercih ediyor. Konu aynı olsa da başvuranlar farklı. Yani, AİHM önündeki dosyalar farklı kişilere ait.  Dosyaların aynı olmadığını, başvuruya konu kararların aynı kişiler hakkında verilmiş karar olmadığını vurgulamak gerekir.  Bu durum tek başına  bize sorunun cevabına ilişkin ip ucu veriyor.  

AİHM  Peraldi /Fransa kararında da ((dec.), no. 2096/05, 7 Nisan 2009) başvuranın  kardeşinin ondan habersiz  Çalışma Grubuna yaptığı başvuru nedeniyle önündeki başvuruda kabul edilmezlik kararı vermişti.

Buna ilişkin olarak Kutluk ve diğerleri (AİHM, no. 53980/10,10.06.2014) kararını da hatırlamak gerekir.   Burada da başvuranlar aynı kişiler değil, BM’ye başvuruyu akrabaları yapmış. Bu dosyalarda AİHM başvuruları kabul edilemez bulmuş.  AİHM bu dosyaların aynı olup olmadığını incelerken Çalışma Grubu tarafından zaten karar verilmiş olduğu için, başvuruların konusunun esas bakımından aynı olup olmadığı yönünden irdelemiştir. Bu bakımdan başvuranların farklı olması durumunda da “esasen aynı” başvuru sayılıp sayılmadığı bu kabul edilmezlik kararında tartışma konusu yapılmamıştır.

Martin ve diğerleri/İspanya kararında, ILO önünde yapılan başvuruyu Sendika yapmış olmasına rağmen başvuruya konu olayın ilgili olduğu 23 kişinin aynı zamanda AİHK (11 nolu protokolden önce AİHM’in yanı sıra başvuruları inceleyen, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu) önündeki dosyadaki başvuranlar olması nedeniyle başvuru kabul edilemez bulunmuş. Burada ILO önündeki başvuruyu yapan sendikanın başvuranları temsil yetkisi bulunuyordu ve başvurun konusu tam da AİHM önündeki başvuranların işlerinden çıkarılmasına ilişkindi. Bu konuda Council of Civil Service Unions ve diğerleri /İngiltere (no 11603/85, Dec 20 1 87, D R 30 paras. 228, 237) başvurusunda sendikanın yaptığı başvuru aynı başvuru gerekçesi sayılmamış, aynı şekilde Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası/ Türkiye başvurusunda başvuranlar farklı olduğu için ILO önündeki başvuruyu kabul edilmezlik gerekçesi yapmamıştır. Çelişkili gibi görünse de ikinci kararlarda başvuranların menfaatinin farklı olduğu ve başvruların esasen tam olarak aynı olmadığını belirtmiştir.  Esaslı ölçüde aynı olma kriterinin başvuruların konusu yakından incelenerek belirlenmiş, başvuruyu kendileri adına mı onları temsilen mi yaptıkları dikkate alınmıştır. Sendikaların yaptığı başvurunun kollektif çıkarları koruma amacı güttüğü değerlendirilmiş, başvuruya konu olayı ilgilendiren kişilerin AİHM'e başvuru yapan kişilerle birebir aynı olup olmaması dikkate alınmıştır.

İki farklı mercideki başvurulara dair kafa karışıklığına yol açabilecek hususları AİHM en son Kavala kararında irdelemiştir (Kavala/Türkiye, no. 28749/18, 10 Aralık 2019). Bu kararla konu biraz daha netlik kazanmış diyebilirim.  Öncelikle, Çalışma Grubu önündeki prosedürün BM İnsan Hakları Komiseri tarafından başlatılan özel prosedürlerden olduğu belirtilmiş.  Çalışma Grubunun önündeki keyfi tutukluluk iddiasına ilişkin olarak görüş vermekle sonuçlanacak “regular procedure’ olarak adlandırılan olağan prosedürün henüz başlatılmadığını belirtmiş. Bunlara ilaveten, Çalışma Grubuna yapılan başvurunun başvuranın kendisi veya yakın aile bireyi tarafından yapılmadığı veya onların böyle bir usule katılmadıklarını belirtmiştir. Sonuç olarak, iki uluslararası kuruluşa başvuranlar aynı olmadığı için başvuruların konusunun esasen aynı olmadığını belirtmiş ve başvuruyu esastan incelemiştir.

 

Sonuç olarak, konusu aynı başvuru  hem AİHM’e hem de AİHM’in Peraldi /Fransa kararında (yukarıda anılan) AİHS 35/2(b) anlamında “uluslararası diğer bir soruşturma veya çözüm merci” kabul ettiği Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna kendisinin veya aile bireyleri tarafından götürülmüşse ve özellikle Çalışma Grubu AİHM’den önce karar verirse, AİHM önündeki başvuruyu Sözleşmenin 35/2(b) maddesine göre kabul edilemez bulacaktır. Başka biri tarafından yapılan başvuru da sonucu değiştirmeyecektir. Özellikle Sivil toplum kuruluşları tarafından başlatılan ve sadece acil çağrı kapsamında yapılan başvurular buna istisnadır. Şunu da unutmamak gerekir ki acil çağrıyla başlayan bir başvuruyu da Çalışma Grubu sonradan olağan usulle inceleyebilir.

Başvurun ilk olarak hangi mercie yapılmış olması, Çalışma Grubunun AİHM’den önce şikâyeti karara bağlayıp bağlamadığı da önemlidir. AİHM’den sonra Çalışma Grubuna başvursanız ve AİHM karar verene kadar ikinci yaptığınız BM başvurusu ele alınmazsa AİHM başvurusu yönünden risk oluşturacak bir durum oluşmaz. Ancak BM Çalışma Grubu başvurusu daha sonra yapılmış olmasına rağmen başvuruyu daha önce  ve olağan usulle incelerse, başvuruyu kim yaparsa yapsın AİHM başvurusu yönündün büyük oranda kabul edilmeme riski vardır.

Belirtmek gerekir ki BM önündeki prosedürler sadece Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuyla sınırlı değildir. Ağır insan hakları ihlal iddiaları için özel raportörlere başvuru gibi yöntemlere de başvurulabilir. Bu yöntemlere başvurulduğunda, bireysel başvuru yerine, raporlama yapılması sağlanabilirse AİHM önündeki başvurunun reddine neden olmayacaktır. Yani yargısal  veya yargısal benzeri nitelikte olmayacak şekilde soruna yaklaşacak usuller izleyen başka çözümler de vardır.  Bireysel başvuru niteliğindeki farklı uluslararası kuruluşlara ikiz başvuru, özellikle AİHM bakımından dosyanın kabul edilmez bulunmasına neden olabilecektir.



[1] Engaging with the Working Group on Arbitrary Detention, https://www.refworld.org/pdfid/5be2c90a4.pdf, s.6. 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder