Bu dava (adını bir kere yüksek
sesle okursanız aklınızda uzun süre kalacaktır) kefalet miktarının çok yüksek
belirlenmesi halinde, bu miktarı ödeyemeyen başvuran bakımından tutukluluğun
haksız sayılıp sayılmayacağını değerlendiriyor olması yönüyle benim dikkatimi
çekti.
Olayları çok kısaca özetlersek; başvuran kasten adam öldürme suçundan tutuklu iken kanunda öngörülen azami
tutukluluk süresi dolunca ilgili yerel mahkeme kefalet karşılığında tahliyesine
karar veriyor. Başvuran kefalet miktarının fahiş olduğunu belirterek bu karara defalarca
itiraz ediyor ve kefalet miktarının düşürülmesini talep ediyor, bu itirazları
yerel Mahkemelerce neredeyse bir yıllık bir süre boyunca reddediliyor. Bir
yıllık bir süre sonunda, ailesinden kalma ihtimali olan miras payı garanti
gösterilerek ve annesinin kişisel kefaleti kabul edilerek, başvuran tahliye ediliyor.
Sonrasında hüküm alınca (35 yıl) tekrar cezaevine gönderiliyor.
Bu davada inceleme konusu kefalet
karşılığı tahliye kararı ile tahliye arasında geçen bir yıldan 16 gün eksik
olan süredeki tutukluluğun, kefalet miktarının aşırı olarak belirlenmesi ve
başvuranın bunu ödeyemeyecek durumda olması nedeniyle haksız olup olmadığıdır.
Malta Hükümetinin görüş yazısında
belirttiği, tutukluluk süresinin mahsup edilmesi halinde bunun mağdur sıfatını kaldırıp
kaldırmayacağı konusu da önemlidir. Aslında haksız tutuklama iddiası
varsa böyle bir durumun söz konusu olmayacağı aşikârdır. Zira tutuklamanın
haksız olması ile kişinin suçlu olması mutlaka çelişkili bir durum değildir. İnsan
hakları herkes içindir. Kişi suçlu olsa da insan haklarına ilişkin ilkeler
uygulanmalıdır. Kolluk veya yargı görevlilerinin kişi suçlu ve itham edilen suç
da ‘önemli’ suçlardan ise ihlale sebebiyet vermemek için daha titiz çalışmaları
gerekirken, uygulamada, “nasılsa suçlu” denilmekte ve aksine
özensizlik/düzensizlik karşısında sessiz kalınması, daha açıkçası hâkimlerin
usulsüzlüklere göz yumması beklenilmektedir. Sonra AİHM/AYM ihlal verince AİHM
suçluları koruyor algısı yaratılıyor. Kanundaki gerekçenin şeklen bile yazılmadığı
kararların verildiğini görüyoruz; UYAP şablondan karar alınsa, kopyala yapıştır
yapılsa ki bunu katipler daha iyi yapar,
en azından şeklen daha düzgün bir karar
ortaya çıkacak aslında…
Neyse, asıl kararda AİHM’in bu
konuda ne dediğine dönecek olursak;
Aslında benim yukarıda
yazdıklarıma benzer şeyler söylemiş J Hükümete (Malta) öncelikle tutuklamaya ilişkin halleri düzenleyen AİHS
5. maddesinin başındaki “every” kelimesini hatırlatmış. Yani kişinin sonradan ceza almış olması, başta yapılan tutukluluğun haksızlığını ortadan kaldırmayacağını belirtmiş.
İlgili hükümetin başvuranın maddi
tazminat peşinde olduğu iddiasına karşılık olarak ise (nasıl böyle bir iddiada
bulundularsa artık) yine sözleşmenin 34 ve 41.
maddelerini işaret ederek, Sözleşmedeki hakları ihlal edilen kişilerin tazminat
istemesinin meşru bir talep olduğunu, hükümetin savunmasının mantıksız
olduğunu (kim yazıyor bu Maltanın savunmalarını J) belirtmiş.
Kefalet miktarının aşırı olduğu
iddiası karşısında, Mahkemelere kefalet miktarı tayininde dengeli hareket
etmeleri ve başvuranın ödeme gücünü göz
önünde bulundurmaları yükümlülüğü; başvuranlara da ekonomik durumları hakkında
yeterli ve doğru bilgileri ilgili mahkemelere sunma yükümlülüğü getirildiği
anlaşılıyor.
Somut olayda başvuran kefaletle
tahliye kararı açıklandıktan sonra, ödeme gücüne ilişkin belgeleri sunmasına
rağmen kefalet miktarının azaltılması talebini inceleyen mahkemelerin bu
belgeleri dikkate almamaları AİHM tarafından eksiklik olarak kabul edilmiş.
Ayrıca kefalet kararı verilmesine
rağmen, kefalet miktarına ilişkin itirazı incelerken suçun niteliğine ilişkin ve
başvuranın suçluluğuna ilişken yeni delillerin ortaya çıkması gibi nedenlerle
talebin reddinin doğru olmadığı, ilgisiz olduğu belirtilmiş.
Sonuç olarak, kefalet miktarına ilişkin
itirazın incelenmesinde başvuranın ödeme gücüne ilişkin değerlendirme yapılması
gerekirken ilgisiz gerekçelerle başvuranın taleplerinin reddi AİHS 5/3
maddesinin ihlali olarak kabul edilmiş.
PS: Son cümlemizi yazdık ama, şunu
da belirtmeden geçmeyeyim. Bu kararda hangi hallerde başvurunun listeden düşürüleceğine
ilişkin geniş, aynı zamanda özet bir değerlendirme var. Gerekli olduğunda
topluca ve hızlıca bakmak için bunu da buraya not edeyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder