AİHM’in 1970 yılında karara
bağladığı İrlanda/Birleşik Krallık davası İrlanda’nın AİHM’e sonradan ortaya çıkan delillere dayanılarak
dosyanın yeniden açılmasını talep edeceğini açıklaması üzerine tekrar gündeme
geldi. Bu dava işkencenin tanımı söz konusu
olduğunda sıkça karşımıza çıkar. Genellikle bu davada uygulanan kriterlerden daha çok AİHM’in sonuç olarak verdiği karar tartışmalara
konu olmuştur.
Strazburg’da ilk kez kötü
muamelenin işkence eşiğine ulaştığı 1969 yılında Avrupa Komisyonu tarafından Greek davasında kabul edildi. Bu davada Yunan polisinin itiraf elde etmek için başvurduğu falaka yönteminin işkence olduğuna hükmedilmişti. AİHM İrlanda/Birleşik Krallık davasında ise başvuranların dövülmesinin ise işkence eşiğini aşmadığından insanlık
dışı muamele olarak görmüştü; güvenlik görevlileri tarafından uygulanan acının seviyesinin işkence düzeyine
ulaşmadığı kabul edilmişti. Aslında bu davada Komisyon, uygulanan ‘duvara dayama’,
‘başa torba geçirme’, ‘gürültüye maruz bırakma’, ‘uykusuz bırakma’ ve ‘yiyecek
ve içecekten yoksun bırakma’ suretiyle gerçekleştirilen, beş teknik olarak adlandırılan muameleleri oy birliğiyle işkence olarak kabul etmişti. Mahkeme ise bunları, insanlık dışı muamele olarak kabul etmiştir. Bu iki davadan daha sonraki bir tarihte 1990 yılında
Selmouni/Fransa davasında ise AİHM, sözleşmenin yaşayan bir metin olduğunu
belirterek, hangi muamelenin insanlık dışı muamele veya aşağılayıcı muamele yada işkence
sayılacağının zaman içinde değişebileceğini belirtmiştir. Şimdi, bu durumda, AİHM gözden geçirme talebini
incelemeye alırsa hangi tarihteki koşulları dikkate alacak?
Yukarıda bahsedilen AİHM’e yapılan
gözden geçirme başvurusu ve genel olarak gözden geçirme kararlarına ilişkin
olarak bkz: http://jurist.org/forum/2014/12/philip-leach-hooded-men.php
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder