6 Aralık 2014 Cumartesi

Kabuledilebilirlik Kriterlerine Dair Yeni Uygulama Rehberi

Bilindiği üzere AİHM'e başvuru koşulları Ocak 2014 itibariyle artık daha katı. Zira, Mahkemenin kurallarının 47. maddesinde bu yönde değişiklikler yapılmıştı. Zaten AİHM'e yapılan başvuruların %90 dan fazlası kabuledilemez bulunuyordu. Yeni getirilen şartlardan sonra bu oranın daha da artmaması için başvuru yapılmadan önce bu rehberin okunmas şart. Uygulama Rehberinin son halinin ingilizcesi için (maalesef Türkçesi henüz AİHM sitesinde yayınlanmamış): http://www.echr.coe.int/Pages/home.aspx?p=caselaw/analysis&c=#n13911818434147472885497_pointer

AİHM Türkiye'de kadın haklarına gelenekçi bakışı reddeden yeni bir karar verdi

Ünal Tekeli kararı ve evli kadının soyadına ilişkin diğer kararlarda AİHM, Türkiye'de çoğunluk tarafından 'normal' hatta olması gereken kabul edilen evlenen kadının kocasının soyadını taşımasını, özel hayata saygı hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının  ihlali olarak görmüştü. 2 Aralık 2004 tarihli Emel Boyraz kararında ise AİHM, başvuranın  sadece kadın olması nedeniyle işe başlatılmamasını da ayrımcılık yasağının ihlali olduğuna karar verdi. Bu davada, başvuran erkek olmadığı ve askerlik hizmetini tamamlama şartını yerine getirmediği için,  TEDAŞ'a güvenlik görevlisi olarak atanmasına rağmen, başlangıcı yapılmamıştı.
AİHM, kararını verirken, Sözleşmenin ilgili maddelerinin yanı sıra CEDAW'a ve Avrupa Konseyinin ayrımcılıkla mücadeleye ilişkin dökümanlarına atıf yapmıştır.
Kararın en önemli yönü AİHM'in özel hayat kavramını kadın hakları bağlamında genişletmiş olmasıdır. Bilindigi üzere Türkiye 12 nolu protokole taraf olmadığından ayrımcılık hakkının ihlali iddiaları Türkiye bakımından AİHS madde 14 altında değerlendirilebilir. Bu demektir ki, Sözleşme'de güvence altına alınan başka bir hakkın ayrımcılık oluşturacak şekilde ihlal edildiği ileri sürülebilir. Başka bir hakkın ihlal edildiği iddia edilmeden sadece 14. madde ihlal edildi denilemez. AİHM bu kararda cinsiyetin kişinin kimliğinin doğal parçası olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, AİHM'in 8. maddenin kapsamını geniş yorumlamak suretiyle, aslında, ayrımcılık yasağının uygulanabilirliğini artırdığını söyleyebiliriz. 
Kararın diğer bir önemli yönü ise AİHM'in hükumetlere tanıdığı takdir hakkını 'margin of appreciation' oldukça sınırlı tutmuş olmasıdır. Aslında bu durum, yukarıda değinilen, özel hayat kavramını geniş şekilde yorumlamasının da sonucudur. AİHM konunun cinsiyet ayrımcılığına ilişkin olduğunu vurgulayarak devlete tanınan takdir yetkisinin daha dar olduğunu belirtmiştir. Hükümetin sunduğu kadın gece vardiyalarında çalışamaz, silah kullanamaz gibi gerekçelerin de ayrımcılığı haklı göstermeye yetmediğini vurgulamıştır.
 Karar, her ne kadar çığır açmasa da, AİHM'in ve daha geniş çerçevede Avrupa Konseyinin kadınlara karşı ayrımcılıkla mücadeledeki kararlı tutumunu ortaya koyması bakımından önemli bir karardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder